|
|
 |
|
| Çıkacak Kitaplar |
|
| 1. |
Mümin Pehlivan Halil Delice |
| 2. |
Pırıl Masallar Dizisi Seden Filiz Güleç |
| 3. |
Tarihin Küstüğü An Ragıp Karadayı |
| 4. |
100 Harika Fikir John Adair |
| 5. |
Ne BİLİM Ya! Lütfi Şahin |
| 6. |
Kırkpınar Halil Delice |
|
 |
|
|
|
|
| Ali Emirî Efendi |
1857’de Diyarbakır’da doğan Ali Emirî, daha küçüklüğünden itibaren okumaya ve araştırmaya meraklıydı.
Ali Emirî Efendi yaşadığı dönemde yaygın olan fikir akımlarından Osmanlıcılık görüşünü benimsemekte ve devletin içerisinde bulunduğu durumdan bu görüşün hakim ve iktidar olmasıyla kurtulabileceğine inanmaktadır. Osmanlı Devleti topraklarında yaşayan değişik din ve milletlere mensup halkın, vatan kardeşliği ve Osmanlı olma bilinci ile birlikteliğini devam ettirebileceğine inanmıştır. Bu sebepten kitabında meseleleri bu açıdan ele almakta ve zaman zaman diğer fikir akımları ve bilhassa da İttihat ve Terakkî grubunu devletin başına gelen felâketlerin sorumlusu olarak görmektedir. Bundan dolayı, muhalifi olduğu İttihat ve Terakkî yöneticileri için yer yer hakaret derecesinde ağır eleştirilerde bulunmakta ve onları siyaseti ve idareyi bilmeyen, tecrübesiz, hatta daha da ileri giderek rüşvet yiyen, basiretsiz, haydut kişiler olarak lanse etmektedir.
Ali Emirî’nin ilme ve kültüre verdiği önemin en güzel göstergesi, başta Türk dili ve kültürünün temel eseri durumunda olan Divân-ı Lügati’t-Türk olmak üzere, pek çok yazma eseri kaybolmaktan ve yurt dışına kaçırılmaktan kurtarmış ve ömrü boyunca topladığı bu kitapları da çok sevdiği milletine hediye etmiş olmasıdır. Bir ömrü dolduracak kadar güçlü olan bu kitap sevgisi Ali Emirî Efendi’ye maddî olarak çok şey kaybettirmiş, fakat milletimize çok zengin bir kütüphane kazandırmıştır. Ali Emirî’nin milletine vakfettiği kitaplarını Fransızlar satın almak için 30.000 Türk lirası teklif etmişlerdir. Fransızların bu teklifine Ali Emirî’nin verdiği cevap, herkese ders olacak millî bir cevaptır. Cevap olarak o, “Ben kitapları devletimin bana ödediği maaşla topladım. Öldüğüm zaman milletime kalması için! Bir daha böyle bir teklifle gelirseniz sizi buradan kovarım” demiştir.
Milletinin kültür mirasının korunmasında böylesine çok büyük hassasiyetler gösteren, her türlü maddi menfaatleri hiç düşünmeden elinin tersiyle iten Ali Emiri Efendi 23 Ocak 1924’te vefat etti. Mezarı, Fatih türbesi avlusundadır. |
Yazar İle İlgili Kitaplar |
Osmanlı Doğu Vilâyetleri
|
|
|